[TR] Sizin hiç kuşunuz öldü mü?

Sizin hiç kuşunuz öldü mü?

Kendi canınızdan bile sakındığınız, cik dese “acaba bir şey mi istiyor?” diye baktığınız, kanat çırpışlarında yüzünüzde bir gülümsemeye sebep olan, şarkı söylediğinde mutlu olduğunuz kuşunuz öldü mü?

O parmak kadar bedenini avucunuzda saatlerce tutup, belki canlanır diye bir umut beklediniz mi hiç? Artık öleceğini anlayıp da son saatlerini, iki gözü kapalı olduğu halde avucunuzda oturup bekledi mi? Sizin elinizden geleni yaptığınızı, size güvendiğini anlatmak istercesine başını parmaklarınıza yasladı mı hiç?

Gözleri kapalı, ayakları tutmaz bir halde kafesine koyup da sabah tekrar sıcacık avucunuza almayı düşünüp uyuduğunuz ve sabah kalktığınızda o minicik cansız bedeni kafesin dibinde yatarken buldunuz mu hiç? Tek başına, yapayalnız ölüp gittiğini kabul edebildiniz mi? Keşke uyumasaydım 3-5 saat ama son nefesini avucumda verseydi, yapayalnız ölmeseydi diye içiniz içinizi yedi mi hiç? O son anda yanında olmadığınız için, onu tek başına bıraktığınız için kalbiniz parçalandı mı hiç?

Hiç ayak basmayan, güneş altında kavrulmayan bir yerde olsun mezarı diye saatlerce gömecek yer aradınız mı? Toprağı kazdıktan sonra o minicik bedeni o soğuk çukura koyarken içiniz paramparça oldu mu hiç? O soğuk çukura koymak istemeden o minicik cansız bedeni defalarca öptünüz mü, kokladınız mı? O artık yok, bir daha olmayacak, bu onu SON defa görüşün diye kendi kendinize fısıldadınız mı hiç? Her aklınıza geldiğinde gözyaşlarına boğuldunuz mu?

Canınızdan bir parça onunla beraber öldü mü? Ömrünüzün son gününe kadar kalbinizde hep bir diken gibi batacağını biliyor musunuz?

“Ya ölmüşse nolmuş, git bir kuş daha al” diyen insan kılığındaki ucubelere söyleyecek tek kelime bulamadan öylece baktınız mi? Birilerinin “evcil hayvan” diye gördüğü o CANLININ aslında bir “birey” olduğunu anlatmak isteyip de tek kelime edemeden susup kaldınız mı?

Sizin hiç en yakınınız öldü mü? Canınızdan can koptu mu hiç?

Advertisements

[EN] Vimore

I found a website of one of my blog’s followers and I wanted to share with you. On the website, there is also a tool to search videos on Vimeo service.

You can reach the website from https://vimore.org address.

Gümrük muhafaza nedir? FRP

Bir insan, bir orc, bir elf, ve bir cüce bir gün bir handa karşılaşırlar…

tavern_for_descent_by_feliciacano

Yüzüklerin Efendisi, Narnia, Hobbit, Harry Potter, Star Wars, Stargate gibi film ve dizilerden hoşlandıysanız, o dünyalarda yaşamayı hayal ettiyseniz FRP tam da size göre demektir.

Peki nedir bu FRP?

Türkçe açılımı ile FRP “Fantastik Rol Yapma” anlamına gelen bir oyun türüdür denir ama bir oyundan çok daha fazlasıdır.

Çocukken oynadığımız “-mış gibi yapma” oyunları tarzında, tamamen hayal gücü ile sınırlı bir oyun türüdür. Tabi “uydur uydur oyna” ayarında bir şeyden bahsetmiyoruz. İşin içinde belirli bir sistem, bir “çerçeve” bulunmakta. Bir hareketi yapabilip yapamayacağınız, kalenin kapanmakta olan sur kapısına atlayabilip atlayamadığınız, arkadan sarılarak hareketinizi engellemeye çalışan soyguncudan kurtulup kurtulamadığınız gibi her türlü eylemin başarılı veya başarısız olduğunun, belirli zarlar atılarak belirlendiği bir sistemden bahsediyoruz. Zar demişken de hemen aklınıza öyle tavla zarı gibi küp şeklinde zar gelmesin. FRP’de kullanılan zarlardan sadece bir tanesi altılık zardır.

metal_dice_steel

Kimler oynayabilir?

İsteyen herkes. Belirli bir yaş sınırı yok elbette. Fakat bu tür oyunları sevmiyorsanız zaten bu yazıyı da buraya kadar okumamışsınız demektir. Ha bir de “günlük hayatın stresinden uzaklaşıp da biraz eğleneyim, kafamı boşaltayım, stres atayım” cümlesine karşıysanız da FRP oynamayan kesimde yerinizi alabilirsiniz.

FRP Oynamanın Faydaları

Her şeyden önce günlük hayatın stresinden, derdinden, kederinden uzaklaştırır.
Değişken olaylar karşısında karar verme yetinizi geliştirir.
Stres altında sakin kalma yetinizi geliştirir.
Sağlıklı bir sebep-sonuç ilişkisi mantığı oturtmanıza yardımcı olur.
Hangi alanda olursa olsun, verdiğiniz kararların sonuçlarını önceden kestirebilmenize yardımcı olur.
Ve en önemlisi de, eğlenceli vakit geçirirsiniz.

Peki ya zararları?

Kompleksli bir insansanız, oyun grubunuzdaki arkadaşlarınızla, oyun içi verilen kararlardan dolayı aranızda soğukluk oluşur.
Az da olsa bağımlılık yapma ihtimali vardır. Fakat bunu diğer bağımlılıklarla karıştırmamak lazım. Sigara gibi sizi öldüren bir bağımlılık değil, keyifsiz, sıkıcı insanlardan ve ortamlardan uzaklaştırıcı bir bağımlılıktır.

Oynamak için ne gerekiyor?

Kağıt, kalem, ve kalemle yazı yazmaya bile üşenmeme duygusu. 🙂 Bunu özellikle belirttim çünkü tanıdığım insanların çoğunluğu kağıda kalemle yazı yazmaya bile tepki gösteren kişiler.

Tabi ayrıca bir adet DM (oyun yöneticisi), zarlar, dışarıdan müdahale olmadan oynayabileceğiniz bir mekan, ve buluşmalara gelmemek için kırk tane bahane üretmeyecek takım arkadaşları.

“Takım” olayı FRP oyunlarının olmazsa olmazıdır (nadir solo senaryolar hariç). Oyunlar genelde senaryoların canlandırılması şeklinde gerçekleşir ve oyuncular grup halinde oynarlar.

Örnek Oynanış

Aykut, Peren isimli bir insan dövüşçü (Human Fighter) karakterini; Senem ise Bella isimli bir elf büyücü (Elf Wizard) karakterini oynamaktadır.

DM, karakterlerin bulunduğu ortamı tarif eder:

“Yürüyüşünüz sonunda kaleye ulaştınız. Önünüzde kalenin etrafını çevreleyen derin ve geniş hendeğin üzerine indirilmiş ana kapı köprüsü var. Bu köprü tehlike anlarında bir makara sistemiyle kalenin duvarına doğru kaldırılabiliyor. Köprünün tahtaları oldukça eski ve üzerinden uzun süredir kimse geçmemiş gibi. Köprünün başlangıç tarafında, toprak üzerinde, her iki yanda taştan gargoyle heykelleri görüyorsunuz. Sizin bulunduğunuz yerden kalenin avlusu görünüyor fakat içeride hiç kimseyi göremiyorsunuz, ayrıca belirgin bir ses de yok. Hava serin ve hafif rüzgarlı fakat tepede parlayan güneş üşümenize engel oluyor… Evet, ne yapmak istiyorsunuz?”

Peren: “Ben şu gargoyle heykellerine bakmak istiyorum, bana pek gerçek heykelmiş gibi gelmediler.”

DM: “At bakalım bir perception zarı.”

Aykut: “Ehhh 8 geldi.”

DM: “Heykellerde sıradışı bir şey göremiyorsun, normal heykel olduğuna kanaat getiriyorsun.”

Bella: “Ben şu köprünün tahtalarının biz taşıyıp taşımayacaklarını merak ediyorum.”

DM: “Tamam, bir investigation check yapalım.”

Senem: “17”

DM: “Köprüdeki tahtaların yer yer çürümüş olduğunu elf gözlerin sayesinde rahatlıkla fark edebiliyorsun. Hangi tahtalara basıp hangilerine basmayacağın konusunda hiçbir şüphen yok.”

Sanırım bu örnekte kabaca nasıl oynandığı ile ilgili bir fikir edindirmiş oldum. Daha sonra sırf oynanış üzerine ayrı bir post yapmayı düşünüyorum, Murphy izin verirse. 🙂

(Zar sonucunu gören Aykut iken, heykellerin normal olduğu gören Peren, dikkatli gözlerden kaçmamıştır bu ayrıntı.)

Sonuç

Daha üzerine söylenecek, yazılacak tonla şey var. Bu yazı sadece çok çok çok yüzeysel bir “nedir” yazısı. Sırf FRP için ayrı bir kategori oluşturup, içeriği zenginleştireceğim.

Ayrıca bu blogdaki FRP konusu sadece “Dungeons & Dragons 5e” sistemine yönelik olacak. Bunun gibi çok farklı sistemler bulunmakta. FRP ise belirli bir oyunun değil, bir türün ismi. Daha anlaşılır olsun diye örnek: “Strateji” bir türün ismidir, “Red Alert”, “Settlers”, “Civilization” vb. ise belirli bir oyunun ismidir.

FRP oynayın, oynatın, yaygınlaştırın. Hoşçakalın.

[TR] Gümrük muhafaza nedir? Stok fotoğrafçılık

Bir süredir bu konu ile ilgili yazmayı düşünüyordum, bu güne kısmetmiş. Efendim nedir bu stok fotoğrafçılık?

Hani şu neredeyse tüm çağrı merkezi ilanlarında, reklamlarında, tabelalarında, afişlerinde gördüğümüz beyaz tenli, inci dişli güzel kızımızdan tutun da otel görsellerindeki o fantastik sahil resimlerine kadar fotoğrafların toplu halde tutulmasına stok fotoğraf diyoruz. Bu fotorafların bulunduğu sitelerden parasını verip de fotoğrafı satın alarak üzerinde çalışarak afiş, reklam, ve burada saymaya yerimiz yetmeyecek türlü görsel tasarımlar yaparız. Fakat bizi ilgilendiren kısım işin bu tarafı değil elbette.

Bu sitelerde bu fotoğraflar varsa, o fotoğrafları çeken birileri de var demektir. İşte o birileri neden biz olmayalım? Neden kendimizi dağ bayıra vurup da çok keyif alarak çektiğimiz fotoğrafları bu platformlara yükleyerek para kazanmayalım?

Yalnız bu işi yapmak böyle söylemesi kadar kolay değil elbette. Öncelikle her bir stok foto sitesinin istemiş olduğu kriterleri yerine getirmek gerekir, ki bunlar her site için değişen teknik detaylar. Örneğin bir sitede 2000×1500 px minimum çözünürlük şartı aranırken, bir diğerinde 4 megapixel istendiğini görebilirsiniz. “İçerik sağlayıcı” olarak bu servislerle çalışabilmek için de, daha kayıt aşamasında pasaport gerekliliği öne sürerek hem sizin ciddiyetinizi ölçmeleri, hem de boş beleş insanların bu sayede elenmesinin sağlanması ise işin bir diğer tarafı.

En çok bilinen 10 stok foto sitesi ise şöyle:

1) Shutterstock
2) Fotolia
3) Dreamstime
4) Getty Images
5) iStock
6) Stocksy
7) Crestock
8) Shutterpoint
9) 123RF
10) Alamy

PayPal malesef Türkiye’de yasaklanmış durumda olduğu için, alternatif olarak Payza kullanabilirsiniz; tabi destekleyen sitelerde.

[TR] Gümrük muhafaza nedir? Kıtlık ve bolluk zihniyetleri üzerine

Tevellütü yetmeyenler, genç olanlar için bilgi: “Gümrük muhafaza nedir?” sorusu Kemal Sunal’ın Propaganda isimli filminde geçen ince anlamlı bir cümle olup, bizim kuşak tarafından cevabı zaten az çok tahmin edilebilen bir soruyu tanımlamak için esprili bir giriş yapmak amacıyla kullanılır.

Gelelim konumuza. Kıtlık zihniyeti ve bolluk zihniyeti nedir? Fakat ben bu sorudan önce “zihniyet nedir” sorusuna bir tanımlama ile yanıt vermek istiyorum.

—————————————————————————————————-

zihniyet
ad
  1. 1.bir toplumdaki ya da topluluktaki bireylerde, görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle oluşan düşünme yolu, düşünüş biçimi.
  2. 2.anlayış, düşünüş.
Köken
Arapça

—————————————————————————————————-

Yani diyor ki belirli bir özne ile ilgili düşünme biçimine zihniyet denir.

Gelelim kıtlık zihniyetine.

“Zaten bende hiç şans yok.”
“Aman kızım kursa gidip ne yapacaksın?”
“Birader şimdi gidip bu işe para mı yatırılır? Riskli iş.”

Yukarıdaki ifadelerde görüldüğü gibi, “yeterince ………. yok” merkezli düşünce biçimidir. Bu düşünme biçimi kararlarımızı, kararlarımız hareketlerimizi, hareketlerimiz de hayatımızı etkiler. Sırf yeterince paraya sahip olmadığı için risk almaktan çekinen kimse, yeterince paraya sahip olmama sonucunu yaratır. Bu bir kısır döngüdür.

Bunu sadece para için değil hemen her şey için uygulayabiliriz. Örneğin kız arkadaş edinmekte zorlanan genç bir erkek. Etrafında hoşlanabileceği, birliktelik yaşayabileceği sayısız karşı cins varken bu gencimiz halen yalnızdır. Neden? Yanıt gayet basit: “Hiç gidip yeterince insanla tanışmayı denemedi ki.”

Eğitim olsun, gönül ilişkileri olsun, maddiyat olsun, ne olursa olsun, yaşadığımız gezegende sınırsız kaynak, sınırsız fırsat var. Tek yapılması gereken şey ise: YETERİNCE denemek.

Gelelim şimdi bolluk zihniyetine. Tahmin edilebileceği gibi yukarıdaki zihniyetin tam tersidir bu.

“Ne zaman arabayla yola çıksam hep yeşil ışığa rast geliyorum.”
“Bak şu sitede ücretsiz hedehödö eğitimi var.”
“Şöyle bir haftalığına motorumla sahil turuna çıkmayı düşünüyorum, nasıl olsa ben gezerken de param kazanılıyor.”

Bu örnekler de bolluk zihniyetine dair olanlardır anlayacağınız üzere. Peki bu insanların farkı ne? Nasıl bu kadar “şanslı” olabiliyorlar? Yanıt aslında oldukça basit. Sadece zihniyetlerini değiştirdiler, bu kadar. Gerisi zaten kendiliğinden geldi.

Şimdi burada “sihirli” bir durum olduğunu falan düşünüyorsanız hemen vaz geçin. Çünkü ortada doğa üstü bir durum yok. Her şey insan beyninin çalışma prensiplerinde bitiyor.

Ev ödevi:

Önümüzdeki 2 hafta boyunca, sabah uyanınca yataktan ÇIKMADAN önce kendinizi olmak istediğiniz kişi olarak hayal edin. Bunu en fazla 3 dakika ile sınırlayın. Her gece yatağa gidince de uyumadan önce, hayatınızda sahip olduğunuz için müteşekkir olduğunuz şeyleri düşünün ve minnettarlık duygusunu hissetmeye çalışın.

Bu ne işe yarayacak?

Hedefiniz olan kişi gibi olduğunuzu hayal ettikçe, beyniniz o kişiymişsiniz gibi kararlar vermeye başlayacak. Dolayısıyla da o kişi olma yolunda adım adım ilerlemeye başlayacaksınız. Sonuç almak ise yeterince uygulayıp uygulamamaya bağlı.

Unutmayın, her şey beyinde başlar ve beyinde biter.